RTM Life Logo

Toplumda nadir olarak görülen, ancak tüm yaş gruplarında ve her cinsiyette rastlanabilen Addison hastalığı, vücudun belli bazı hormonları yeterince üretememesinden dolayı oluşan bir rahatsızlıktır. Hastalığın görülme oranı ise 100.000’de 1 olarak bildirilmiştir.

RTM sisteminde Addison hastalığına yaklaşım modern ve diğer tıp ekollerinden oldukça farklıdır. RTM sisteminde hedef; direkt olarak Addison hastalığının belirtilerini baskılayarak semptomları ortadan kaldırmak değildir. Bireye özgü olarak bu hastalığa neden olan etkenleri ortaya koyup, hastalığın kaynak kısmını tespit ederek tedavi etmektir. Tedavide hastalığa neden olan altyapının düzeltilerek sistemin normal işlemesinin sağlanması hedeflenmektedir.

Kısaca Addison hastalığına bakalım…

Addison Hastalığı Nedir?

Adrenal yetmezlik durumu olarak da ifade edilen Addison hastalığı, böbreklerin hemen üstünde yer alan adrenal salgı bezlerinin yeterli çalışamaması nedeniyle oluşur. Yetersiz salgılama sonucunda ise kandaki glukokortikoid (kortizol) ve mineralokortikoid (aldosteron) hormonlarında azalma yaşanır.

Akut Adrenal Yetmezlik (Addison Krizi)

Bazı vakalarda Addison hastalığına ait belirtilerin ani olarak çok kısa bir süre içinde ortaya çıkma ihtimali vardır ve hayati önem arz eden bu tablo Akut Adrenal Yetmezlik ya da Addison Krizi olarak adlandırılır. Addison hastaları geçirilen bir enfeksiyon, fiziksel stres ve yaralanma benzeri nedenlerle akut krize girebilmektedir ve bu durumda acil tıbbi müdahale gerekir.

Akut Adrenal Yetmezlik (Addison Krizi) Belirtileri Nelerdir?

Addison Krizi hayatı tehdit eden bir tablo oluşturduğu için, aşağıdaki belirtiler görüldüğünde acilen tıbbi yardıma başvurmak gereklidir.

  • Metabolik sistemleri bozacak kadar yüksek seviyede sıvı kaybı (Dehidratasyon)
  • Terleme hali, ateş
  • Cildin soğuması, soluk ve nemli olması
  • Sık nefes alma
  • Baş ağrısı ve baş dönmesi
  • Kusma ve/veya ishal
  • Kaslarda güçsüzlük, uyuşukluk
  • Bilinç kaybı

Addison Hastalığı Neden Olur?

Addison hastalığını iki farklı başlık altında incelemek mümkündür.

Birincil böbrek üstü yetmezliği:

Böbrek üstü bezinde kanama, tüberküloz, enfeksiyon gibi çeşitli nedenlerden kaynaklanabilse de, %70 kadar bir oranla bağışıklık sistemine bağlıdır.

İkincil böbrek üstü yetmezliği:

Hipofiz hormonu ACTH üretiminde görülen azalma ile ilişkili olarak gelişir. Hipofiz tümörü veya farklı bir sebepten dolayı ortaya çıkan ACTH eksikliğinde kortizol üretimi uyarılmaz ve genellikle aldosteron üretimi etkilenmez.

Addison Hastalığı Belirtileri Nelerdir?

Eksikliği yaşanan hormonun işlevine göre, hastalığının belirtileri de değişiklik gösterir. Kortizol hormonu strese bağlı olarak böbrek üstü bezleri tarafından salgılanır. En önemli görevi ise bünyenin strese yanıt vermesine destek olmaktır. Diğer yandan vücuttaki yağ, protein, ve karbonhidratın kullanılmasını düzenlemekte de görevlidir. Kan basıncını ve kalp-damar işlevlerini korur.

Aldosteron hormonu ise böbrekten potasyumun çıkarılıp, sodyumun geri emilmesinde etkili olan, adrenal bezlerin dış bölümünden salgılanan, vücutta elektrolit dengelenmesini sağlayan hormondur. Aldosteronun önemli düzeyde düşmesi sonucunda böbrekler su ve tuz seviyesini dengede tutamayacağından dolayı dehidrasyon ve düşük tansiyon yaşanır.

Addison hastalığının belirtileri genellikle yavaş yavaş gelişir ve zamanla şiddetli bir hal alabilir. Başlangıçta hafif düzeyde olan semptomlar, çoğunlukla başka bir hastalık veya yaralanma gibi bir stres nedeniyle şiddetlenene kadar gözden kaçabilir. Sıklıkla rastlanabilen belli başlı bulgular aşağıda sıralanmıştır.

  • İştah azalması ve kilo kaybı
  • Halsizlik, yorgunluk
  • Eklem ve kas ağrıları
  • Şeker düşmesi (Hipoglisemi)
  • Tansiyon düşmesi (Hipotansiyon)
  • Belli bölgelerde deri renginin koyulaşması (Hiperpigmentasyon)
  • Bayılma, bilinç kaybı
  • Tuz tüketiminin artması
  • Mide bulantısı ve karın ağrısı
  • İshal ve kusma
  • Sinirli veya depresif ruh hali
  • Vücut kıllarında dökülme
  • Cinsel işlev bozuklukları
  • Addison Hastalığı Kimlerde Görülür?

Nadir olarak görülen Addison hastalığı, bebeklikten itibaren her yaşta ve her cinsiyette görülebilmektedir. Çoğunlukla erken menopoz geçiren kişilerde, kansızlığı olanlarda, tip 1 diyabet hastalığı olanlarda rastlanabilmektedir. Ayrıca sağlıklı bireylerle kıyaslandığında, tiroid ve paratiroid bezlerinde yetersizlik veya iltihaplanma olanlar ile Vitiligo ve Grave’s hastalığı olanlar daha fazla risk altında bulunurlar.

Addison Hastalığı Tanısı Nasıl Konulur?

Öncelikle hastanın tıbbi geçmişi ve yaşadığı belirtilerin bir değerlendirilmesi yapılır. Addison tanısı konulabilmesi için böbrek üstü bezlerinden salgılanan hormonların değerlendirilmesi amacıyla belirli kan testlerinin yapılması ve adrenal bezlerin görüntülenmesi gerekebilmektedir.

RTM Sisteminde Addison Hastalığına Yaklaşımı

RTM Sisteminde Addison Hastalığının Nedeni

Bedenimiz iç ve dış etmenlere karşı sürekli bir denge içindedir. Bu denge ile yaşam gelişerek devam eder. RTM Sistemi kendine has tanı ve tedavi protokolleri içermektedir.RTM Sisteminde hastalıklar; iç ve dış olumsuz şartlara karşı yaşamın devam ettirilebilmesi için bedende oluşturulan yeni denge veya yeni ayar noktaları olarak görülmektedir.

Bedende yeni ayarların devreye girmesine neden olan Hastalık Triadı denilen kaynak modeli vardır. Bedende Kirlenme, Sistem bozuklukları ve DNA’da kod değişikliğinin (Epigenetik) olduğu bu üçlü yapı, Addison hastalığında şöyle işlemektedir;

Bedende Kirlenme:

Gerek çevreden maruz kaldığımız toksinler, gerekse çeşitli faktörlerle meydana gelen metabolik atıklar dolaşım yoluyla detoks organlarından atılmaktadır. Bazen bu sistem yeterli gelmediğinde oluşan durum, bu atıkların biriktiği organda, vücut savunma sisteminin orayı hedef alarak yok etmeye çalışması ve en nihayetinde organ hasarı ile sonuçlanabilmektedir.

Sistemlerde Bozulma: Savunma sisteminin geçirilen sık enfeksiyonlarla şaşkınlaşması hormonal akıştaki problem olayı çözmeye çalışmasına neden olabilmektedir. Savunma sisteminin geçirilen enfeksiyonlarla kanda yüksek miktarda ve görevsiz dolaşan savunma hücreleri, adrenal bezde yolunda gitmeyen hadiseleri ya da bozuklukları tamire kalkacak ve en nihayetinde otoimmün hadiseler meydana gelecek ve adrenal yetmezlik tablosu ortaya çıkacaktır. Ya da hormon üretim merkezlerinin komuta kademesinde olan hipofiz bezine ait bozukluklar direkt olarak adrenal bezi etkileyecektir.

Bedenin kirlenmesi ve sistemlerin bozulması neticesinde beden adrenal bezle ilgili hayatiyeti devam ettirmek için yeni normaller belirleyecektir. Yeni nomaller neticesinde daha az kortizol ve aldesteron hormonları salgılanmış olacaktır. Bu yeni normaller bedende bilgi düzeyinde kodlanacak ve en nihayetinde DNA’da kod değişikliği (Epigenetik değişiklik) meydana gelecektir. Bilgi formundaki bu değişiklik ve yeni ayar noktasının adı Addison hastalığıdır.

RTM Sisteminde Addison Hastalığının Tedavisi

RTM Sisteminde amaç direkt olarak Addison hastalığının semptomlarını baskılamak değil, yukarıda da bahsettiğimiz Addison hastalığının kaynağını oluşturan Hastalık Triadının ortadan kaldırılmasıdır. RTM Sisteminde buna Tedavi Triadı denmektedir.

Tedavi Triadı; bedende normal denge durumuna dönüş için detoks sürecinin başlatılması, aksayan sistemlerdeki dengesizliğin giderilmesi ve DNA’daki epigenetik değişikliklerin tersine döndürülmesi süreçlerini kapsar. Bu süreç tamamen kişiye özgü planlanmaktadır.

Tedavi triadının ana omurgası RTM Fitoterapötikleridir. Fitoterapi protokolü, kişiden alınan ayrıntılı anamnez, laboratuar ve görüntüleme bulguları ile RTM kliniklerine özgü yapılan ölçümler değerlendirilerek belirlenmektedir.

RTM Fitoterapi protokolü ile kaynak kısmını oluşturan hastalık traidı geri çekilerek tedavi edilmektedir. Bitkilerin tohum kısımları ile bedenin bilgilendirilmesi sağlanarak yeni ayar sabitlerini belirleyen DNA’daki epigenetik değişikliklerin normale döndürülmesi hedeflenir. Bu bilginin normalleşmesi sürecine bedenin de uyum sağlaması için bitkilerin yapraksı kısımları kullanılarak, bedende detoks faaliyetlerinin hızlanması ve sistemlerin düzenlenmesi ile tedavi triadı devreye sokulur. Zaten hastalık triadını geri çektiğinizde beden kendiliğinden norm formuna geçecektir.

Hem bedeni desteklemek, hem de tedavi sürecini hızlandırmak maksadıyla RTM fitoterapötiklerine ek olarak Ozon, Hacamat, Akupunktur, Manyetik alan tedavisi gibi 25’e yakın geleneksel tıp yöntemi hastanın ihtiyacına göre planlanmaktadır.

Sıkça Sorulan Sorular

Addison hastalığı diyeti nasıldır?

Addison hastalığında stresten uzak sağlıklı bir yaşamla, yeterli ve dengeli bir beslenme sistemi hayati öneme sahiptir. Dikkat edilmesi önerilen bazı hususlar aşağıda listelenmiştir.

Hastalık seyrinde sıkça rastlanan yorgunluk, halsizlik belirtisine karşı kesinlikle enerji içecekleri, bazı uyarıcılar ya da kahveye yönelmemek gerekir. Çünkü yüksek oranda kafein içeren bu içecekler adrenalin bezlerini fazla derecede uyarır. Ayrıca içerdikleri uyarıcılar ve yoğun şeker de adrenalin bezleri için zararlıdır. Tütün ve tütün ürünleri açısından da aynı durum geçerlidir.

Özellikle kan şekerinin düşük olduğu vakalarda, rafine edilmiş şeker ve karbonhidrat içerikli hazır gıdalardan uzak durulması gerekir. Bu tarz gıdalar insülin dengesini bozarak Addison hastalığının belirtilerini artırır.

Tuzun Addison hastaları için faydalı mı, zararlı mı olduğu konusunda tartışmalar sürmektedir. Unutulmamalıdır ki sağlıklı ve dengeli bir beslenmede belli oranda tuz ve sodyuma da ihtiyaç vardır. Ayrıca yeterli miktarda sodyum almak kan şekerini dengede tutmaya yardımcıdır. Önemli olan nokta gerekli miktardaki ihtiyacı, Himalaya tuzu veya deniz tuzu gibi doğal ve yüksek kalitedeki kaynaklardan elde etmektir.

Tuza karşı aşırı istek duymak gerçek bir ihtiyaçtan kaynaklanıyor olabilir. Örneğin aşırı terleme durumunda, bolca su tüketmenin yanı sıra, biraz daha fazla tuz tüketilebilir.

Aşırı stres Addison hastalığını tetikleyebilir. Böyle zamanlarda C vitamini içeren gıdaların tüketimini arttırmak önerilir. Ayrıca daha fazla B vitamini tüketmek de önemlidir ve bunun için doğal yumurta, sardalya ve somon gibi gıdalara ağırlık verilebilir.

Çinko ve Magnezyum da bağışıklık sistemi ve sinir sistemi için yararlıdır. Gerekli hormonların üretimini de desteklerler. Bu nedenle beslenme menüsünde deniz ürünleri, çerezler, baklagiller, ıspanak, avokado, muz, doğal yoğurt gibi gıdalara yer vermek tavsiye edilir.

Addison Hastalığında Ne Zaman Tıbbi Yardım Alınmalıdır?

Addison hastalığının bulguları fark edildiğinde doktora başvurulabilir. Eğer bu belirtiler aniden şiddetlenir ve ateş, şiddetli karın ağrısı, bilinç kaybı gibi ciddi semptomlar eklenirse, acil tıbbi müdahale gerektiren bir adrenal kriz yaşanıyor olabilir.

Addison hastalığı tedavi edilmezse ne olur?

Tedavi edilmediği takdirde böbrek üstü bezi yetmezliği hayati tehlikesi olan Addison Krizine neden olabilir. Bu krizin en sık görülen tetikleyicileri enfeksiyon, yaralanma, travma veya ameliyat gibi fiziksel stresler yaşanmasıdır.

Addison hastalığına neden olan hormon nedir?

Böbrek üstündeki kabuğunun hasar görmesi ve böbrek üstü bezlerinin yeteri kadar hormon üretememesi nedeniyle ortaya çıkan bir hastalıktır. Söz konusu hormonlar Kortizol ve Aldosteron adlı steroid hormonlarıdır.

Böbrek üstü bezi neden alınır?

Nadir olarak yaşanan, böbrek üstü bezinin cerrahi yöntemle alınması durumuna sebep olan ana neden bezin içinde bir tümör oluşmasıdır.

Addison hastalığının bitkisel tedavisi var mı?

Addison hastalığının tedavisinde olumlu etki yaratarak destek olduğu düşünülen bitkiler vardır, ancak bir hekime danışarak kontrollü biçimde kullanılmaları gerekmektedir.