RTM Life Logo

Alopesi yani Saçkıran Hastalığı her yaşta ve her cinsiyette görülebilse de erkeklerde çok daha sık rastlanmaktadır. Görüntüsü itibariyle kişilerde sosyal ve psikolojik açıdan olumsuz etkiler yaratan hastalığın çeşitli yöntemlerle tedavi edilebilmesi mümkündür.

RTM sisteminde amaç sadece saçların dökülmesine mani olmak ve dökülenlerin geri gelmesini sağlamak değildir. Kişiye özgü saçkırana neden olan kaynakların tespit edilerek çözümlenmesi ve en nihayetinde kalıcı bir iyilik halinin oluşması hedeflenmektedir.

Kısaca Alopesi hastalığına bakalım…

Saçkıran (Alopesi Areata) Hastalığı Nedir?

Tıbbi adı Alopesi Hastalığı olan Saçkıran hastalığında, vücutta bulunan kıl veya tüylerin kısa bir sürede ve hızlı bir şekilde dökülmesi durumu yaşanır. Saç, sakal, kaş, kirpik veya vücudun diğer kıl bulunan bölgelerinde görülebilmektedir. Dökülme olan bölgeler tipik şekilde, yuvarlak ya da oval net sınırları olan açılmalar halindedir.

Saçkıran (Alopesi Areata) Neden Olur?

Nedeni kesin olarak saptanamamış olmakla birlikte, bağışıklık sistemiyle ilgili sorunlardan kaynaklandığı düşünülmektedir. Otoimmün hastalıklarda vücudun bağışıklık sistemi kendi hücrelerini yabancı hücreler olarak algılayıp yıkmaya çalışır. Saçkıran hastalığında da, saç hücrelerine saldırarak, saçların dökülmesine sebep olmaktadır.

Ailede saçkıran vakası bulunduğunda, aynı hastalığa yakalanma oranı yüksek olduğundan, genetik faktörlerden de kaynaklandığı düşünülmektedir. Saçkıranın başlamasında en önemli tetikleyicinin ise stres olduğu belirtilmiştir.

Saçkıran Belirtileri Nelerdir?

Bazen, Saçkıranın erken döneminde kafa derisinde karıncalanma hissi oluşabilir. En belirgin belirtisi karakteristik olarak beliren, düzgün hatlı, yuvarlak veya oval dökülme bölgeleridir. Kılların dökülmüş olduğu bölgedeki cilt parlak ve sağlıklıdır, enfeksiyon, kızarıklık, kepeklenme gibi belirtilere rastlanmaz.

Genellikle kafa derisinde başlayan Saçkıran hastalığında, çoğunlukla sadece belli alanlarda dökülme görülürken, bazı vakalarda tüm saç kılları (Alopesi Totalis) ve bazı vakalarda da tüm vücut kılları (Alopesi Üniversalis) dökülebilmektedir.

Saçkıran hastalığına eşlik eden hastalıklar nelerdir?

Saçkıran hastalığıyla beraber egzama, sedef, saman nezlesi, alerjik astım, tiroid hastalığı, addison, vitiligo, lupus gibi hastalıklara rastlanabilmektedir.

Saçkıran Kimlerde Görülür?

Saçkıran ağırlıklı olarak çocuklarda ve genç erkeklerde gençlerde görülür. Hastaların ortalama 100’de 75’inin 40 yaş altında olduğu bildirilmiştir. Stres ve üzüntü gibi psikosomatik nedenlere maruz kalanlarda hastalık daha sık görülebilmektedir. Diyabet, Haşimato gibi diğer otoimmün hastalıklardan biri ya da birkaçını yaşayanlarda daha sık rastlanır. Araştırmalara göre ailesinde saçkıran hastalığı olanlarda ise, genetik faktörlerle ilişkili olarak aynı hastalığın görülme olasılığı oldukça yüksektir.

Saçkıran Tanısı Nasıl Konulur?

Saçkıranın belirtileri oldukça tipik olsa da, tanı için bir cilt doktoruna gidilmelidir. Öncelikle bulgular incelenir ve saç dökülme derecesine bakılır. Birkaç saç örneğinin mikroskopla incelenmesiyle tanı doğrulanabilir. Gerekirse parça alınarak patolojik incelemesi yapılır.

RTM Sisteminde Alopesi Hastalığına Yaklaşım

RTM Sisteminde Alopesi Hastalığının Nedeni

Bedenimiz iç ve dış etmenlere karşı sürekli bir denge içindedir. Bu denge ile yaşam gelişerek devam eder. Denge sürecinde bir aksaklık veya sorun oluştuğunda hastalıklar ortaya çıkar. Hastalıkları, iç ve dış olumsuz şartlara karşı yaşamın devam etmesi için bedende oluşturulan yeni denge veya yeni ayarlar olarak görebiliriz.

RTM Sisteminde bedende yeni ayarların devreye girmesine neden olan Hastalık Triadı denilen kaynak modeli vardır. Bedende Kirlenme, Sistem Bozuklukları ve DNA’da kod değişikliğinin (Epigenetik) olduğu bu üçlü yapı Alopesi hastalığında şöyle işlemektedir;

Bedende kirlenme,

Aynı zamanda bir detoks organı olan cildimiz vücutta en çok toksin atılımının olduğu, eğer atılamazsa toksik birikimlerin olduğu yerdir. Biriken bu toksinler kıl kökleri gibi ciltteki özel birimlerin tolere edebileceği miktarın üzerine çıktığında bu bölgelerde kapiller dolaşım bozulur.

Bu durum, ciltteki birçok yapıda özellikle de kıl köklerindeki hücresel faaliyetlerin aksamasına neden olur. Bu da bu bölgede yangı (inflamasyon) sürecini başlatır. İnflamasyon süreci aslında bir tür bağışıklık sistemi faaliyeti olarak başlar. Bu faaliyetin asıl amacı ciltteki sorun olan bölgelerden toksinlerin uzaklaştırılmasını sağlamaktır. Eğer toksinler uygun şekilde uzaklaştırılamazsa zamanla dolaşım ve cildin ilgili bölgelerindeki hücresel döngüler bozulmaya başlar.

Sistemlerde bozulma veya dengesizlik,

Genetik yapı veya hormonal süreçler gibi kişiye özgü nitelikler, bedenin karşılaştığı iç ve dış olumsuzluklara vereceği yanıtı ve adaptasyon süreçlerini belirlemektedir. Ciltteki detoks süreçlerinde aksama ve zamanla hücresel düzeyde meydana gelen kirlenme, bağışıklık sisteminin bu bölgelere yönelik faaliyetlerinde şaşkınlığa neden olacaktır. Bu şaşkınlık veya dengesizlik bağışıklık sisteminin ciltte sorun olan bölgelerdeki kıl köklerini ortadan kaldırılması şeklinde kendini gösterir.

DNA’da Epigenetik bilgi değişikliği

Bedende kirlenme, dolaşım sistemi ve bağışıklık sistemindeki bozulmalar DNA da kod değişikliği yapar ve bu değişiklik neticesinde vücutta yeni bir denge durumu oluşturulur. Bu denge durumu sorun bölgelerinde ciltte daha büyük tahribat oluşmaması için hücresel döngülerin ve doku mimarisinin değiştirilmesi şeklinde yeni ayarların oluşumunu sağlar.

RTM Sisteminde Alopesi Hastalığının Tedavisi

RTM Sisteminde hastalık denilen süreç, aslında hayatın devam ettirilmesi için gerekli olan yeni ayar noktalarıdır. Tedavi esnasında amaç sadece vücuttaki kılların dökülmesini engellemek ve dökülenlerin geri gelmesini sağlamak değil, sorunun kaynağını oluşturan hastalık triadının TEDAVİ TRİADI ile çözümlenmesidir.

Tedavi Triadı ile bedende normal denge durumuna dönüş, bölgesel toksik yük artışına bağlı olarak ortaya çıkan inflamasyon ve neticesinde meydana gelen dejenarasyon sürecinin çözümlenmesi için detoks sürecinin başlatılması hedeflenmektedir. Bedendeki detoks sayesinde bölgedeki mikrosirkülasyonun düzenlenmesi, inflamasyon ve dejenerasyon süreçlerinin geri çekilmesi ve bu sayede normal hücresel döngünün sağlanması hedeflenmektedir. Sistemlerdeki dengesizliğin giderilmesi, dolaşım süreçlerindeki blokajların açılarak akışın sağlanması ve bağışıklık yanıtlarının normalleşmesi temel amaçtır.

En nihayetinde bedenin detoks faaliyetleri sağlanarak, bozulan sistemler düzenlenerek DNA’daki epigenetik değişikliklerin birincil ayar noktalarına döndürülmesi sağlanır. Buradaki bir diğer önemli husus ise sürecin tamamen kişiye özgü farklılıklar göz önüne alınarak yürütülmesidir.

Tedavi triadının ana omurgası RTM Fitoterapötikleridir. Fitoterapi protokolü, kişiden alınan ayrıntılı anamnez, laboratuar ve görüntüleme bulguları ile RTM kliniklerine özgü yapılan ölçümler değerlendirilerek belirlenmektedir. RTM Fitoterapi protokolü ile kaynak kısmını oluşturan hastalık traidı geri çekilerek tedavi edilmektedir. Bitkilerin tohum kısımları ile bedenin bilgilendirilmesi sağlanarak yeni ayar sabitlerini belirleyen DNA’daki epigenetik değişikliklerin normale döndürülmesi hedeflenir. Bu bilginin normalleşmesi sürecine bedenin de uyum sağlaması için bitkilerin yapraksı kısımları kullanılarak, bedende detoks faaliyetlerinin hızlanması ve sistemlerin düzenlenmesi ile tedavi triadı devreye sokulur. Zaten hastalık triadını geri çektiğinizde beden kendiliğinden norm formuna geçecektir.

Ayrıca Alopeside; hacamat ve bölgesel ozon enjeksiyonları ile bölgesel detoks faaliyetlerinin hızlandırılması ve mikrosirkülasyonun yeterli hale gelmesi, akupuntur ve fasya modulasyonu ile de hem enerji meridyenlerindeki blokajların açılması, hem de fasya blokajlarının ortadan kaldırılması hedeflenir.

Tedavi sürecini hızlandırmak maksadıyla Manuel terapi, Manyetik alan, Lazer, USG ESWT tedavisi gibi diğer geleneksel tıp yöntemleri de hastanın ihtiyacına göre planlanabilmektedir.

Sıkça Sorulan Sorular

Sarımsak Saç Köklerine Zararlı mı?

Sarımsak her tipteki saç dökülmesi için faydalı değildir. Bazı durumlarda saç derisini tahriş ederek yaralar oluşmasına dahi neden olabilir.

Saçkıran ne kadar sürede geçer?

Saçkıran tedavisinde öncelikli amaç dökülmenin daha geniş bir bölgede görülmesini şiddetini azaltmaktır. Tamamen iyileşmesi ise kişiden kişiye farklılık gösterir. Örneğin sadece stres kaynaklı saçkıran yaşayan, metabolizması hızlı ve bağışıklık sistemi güçlü olan kişilerde tedavi genellikle daha kısa sürer. Gençlerde ve çocuklarda ortalama 6 ay gibi bir sürede iyileşme beklenebilmektedir.

Saçkıran hangi vitamin eksikliğinden olur?

Yetersiz ve eksik beslenme, sağlıksız diyetler saçkıran oluşmasına zemin hazırlar. Folik asit, biotin, demir, çinko, D vitamini, B12 gibi mineral ve vitaminlerin eksikliği de saçkıran oluşmasında etkilidir.

Saçkıran sıçrar mı?

Saçkıran bir kişiden diğerine bulaşmaz. Aynı bedende de bir yerden bir yere sıçrama şeklinde yayılmaz, bulaşıcı değildir.

Saçkıran olan bölgede tekrar saç çıkar mı?

Zamanında uygun tedavi uygulanarak saç kökü kalıcı hasar görmeden önlendiğinde, saçlar tekrar çıkabilmektedir.

Saçkıran olan yer kaşınır mı?

Saçkıran olan bölgelerde genelde kaşıntı gibi belirtiler görünmez.

Kadınlarda Saçkıran neden olur?

Saçkıran daha çok erkeklerde rastlanan bir hastalıktır. Bununla birlikte, kadınlardaki saç dökülmesi çoğunlukla genetik faktörler, demir eksikliği veya otoimmun hastalıklar gibi sebeplerden dolayı görülebilmektedir.

Sakal kıran nedir?

Tıbbi adı Alopesi Barbae olan Sakal kıran hastalığı, Saçkıran hastalığının erkeklerde sakallı alanda görülen halidir.

Saçkıran hastalığı bulaşıcı mıdır?

Saçkıran hastalığı bulaşıcı değildir. Oldukça bulaşıcı olan ve nadir görülen “mantardan dolayı saç dökülmesi”, bazen saçkıranla karıştırılır. Oysa mantardan dökülmenin başlangıcında saç köklerinde iltihaplı akıntı olur. Saçkıranda ise böyle bir durum yaşanmaz.

Saçkıran psikolojik mi?

Yoğun stres, depresyon gibi psikolojik faktörler saç dökülmesinde tetikleyici unsur oluşturabilmektedir.

Kantaron yağı Saçkırana iyi gelir mi?

Kantaron yağı, sarı kantaron bitkisinden elde edilen ve var olan saçlara faydalı olduğu düşünülen doğal bir yağdır. Ancak saçkıran tedavisinde yeterli bir tedavi aracı olduğuna dair bilimsel bir kanıt bulunmamaktadır. Doğal yağlar kişiye göre farklılık göstermek üzere, bazen saç derisinde alerjik reaksiyonlara da neden olabilir.

Saçkıran vücutta olur mu?

Çoğunlukla baş ve sakal bölgesinde rastlanan saçkıran, tüm vücuttaki kıllı bölgelerde görülebilmektedir.