RTM Life Logo

Tüm dünyada her 7 kişiden birini etkilediği belirtilen migren, toplumumuzda her beş kadından birinde ve her 10 erkekten birinde görülebilmektedir. Atak halinde gelen şiddetli baş ağrıları yarattığı için, kişilerin yaşam kalitesini ve iş gücünü oldukça azaltabilen migren, tanı konulup tedavi edildiğinde kontrol altına alınabilen bir hastalıktır.

RTM sisteminde migren hastalığına yaklaşım modern ve diğer tıp ekollerinden oldukça farklıdır. RTM sisteminde hedef, sadece direkt olarak migrenin belirtilerini baskılayarak semptomları ortadan kaldırmak değildir. Bireye özgü migrene sebep olan nedenleri ortaya koyup, hastalığın kaynak kısmını tespit ederek tedavi etmektir. Tedavide migrene neden olan altyapının düzeltilerek sistemin normal işlemesinin sağlanması hedeflenmektedir.

Kısaca migren hastalığına bakalım…

Migren Nedir?

Genellikle tek taraflı olarak ortaya çıkan, birkaç saat ve hatta birkaç haftaya kadar devam edebilen, zonklayıcı tipte baş ağrısı ataklarının yaşandığı klinik bir sendromdur. Çoğunlukla ense, şakak veya göz çevresinden başlayan ağrı, hareket ettikçe artabilir. Migren ataklarında çoğunlukla bulantı, ışığa ve sese karşı hassasiyet gibi belirtiler de yaşanır.

Zaman zaman bazı vakalarda görme bozuklukları, kol ve bacakta uyuşukluk, güç kaybı, konuşma bozukluğu gibi belirtilerin de ağrıya öncülük ya da eşlik ettiği görülmüştür.

Kronik Migren Ne Demek?

Aralıklı olarak yaşanan migren atakları Epizodik Migren olarak isimlendirilir. Kronik Migren tanımında ise en az ayda 15 gün ve 3 ay boyunca devam eden, migren kriterlerini taşıyan ağrı atağı yaşanması söz konusudur.

Migren Belirtileri Nelerdir?

  • Ataklar halinde gelen tek taraflı ve şiddetli baş ağrısı
  • Işığa, sese, kokuya karşı aşırı duyarlılık
  • Bulantı, kusma
  • Halsizlik, güç kaybı
  • Düşüncelerde yavaşlama
  • Konsantrasyon ve dikkatte azalma
  • Kelime bulma zorluğu
  • Aşırı hassasiyet ve tepkisellik
  • Durgunluk veya donukluk
  • İştahsızlık veya iştah artışı

Migren Atağının Evreleri

Bir migren atağında başlıca dört evre bulunmaktadır. Her atakta bu evrelerin tamamı görülmeyebilir.

Prodrom

Migren ağrısı başlamadan önceki saatler ya da günler içinde, yaklaşan atakla ilgili uyarıcı olabilecek küçük değişikliklerin, öncü belirtilerin görüldüğü evredir.

Aura

Migrene bağlı şiddetli baş ağrılarından hemen önce veya eş zamanlı olarak görülen bazı nörolojik belirtiler Aura olarak adlandırılır.

Görsel aura:

Titrek ve parıldayan ışıklar görülür.

Duyusal aura:

Ellerde, dilde, ağız ya da çenede karıncalanma, uyuşma şeklindedir.

Atak/Ağrı Dönemi

Migrene dair tipik baş ağrısı çoğunlukla zonklayıcı, tek taraflı, baş arkasından başlayan, orta veya ağır şiddetlidir. Genellikle kişinin yaşam kalitesini, ruh halini ve işlevselliğini olumsuz etkiler.

Postdrome

Atak sonrası dönemdir. Bu dönemde ağrının azalması ile birlikte rahatlama hissi oluşur. Aynı zamanda yorgunluk, bitkinlik, huzursuzluk ve konsantrasyon zorluğu yaşanabilir. Baş bölgesinde duyarlılık ve ruhsal durum değişiklikleri hissedilebilir.

Migrenin Nedenleri

Migrenin kesin sebebi tam olarak bilinmemektedir, ancak genetik ve çevresel faktörlerin bir kombinasyonundan oluştuğu belirtilmektedir. Atakların ortaya çıkmasında, hormonlar ve beyin kimyasallarında yaşanan dengesizliklerin de rol oynadığı düşünülmektedir. Ayrıca kişiye göre değişebilen tetikleyici unsurlar da atakların ortaya çıkmasına zemin hazırlamaktadır.

Migrenin Tetikleyicileri

Migren ataklarının ortaya çıkışı çoğu kez kendiliğinden olsa da, iç ve dış tetik faktörleri de bu duruma zemin hazırlayabilmektedir. Atakları tetikleyen etkenler kişiden kişiye farklılık gösterebilir. Önlenebilir ataklardan kaçınılması bakımından, bu tetikleyicileri fark edip tanımak önemlidir. Çünkü tetikleyici faktörlerden korunmak atak sayısında önemli bir düşüş sağlayabilmektedir.

Genel olarak bilinen tetikleyici unsurlar şöyledir:

  • Açlık veya aşırı tokluk
  • Öğün atlamak, yeme düzeninin bozulması
  • Stres ve kaygı durumu
  • Uyku bozukluğu veya düzensizliği
  • Ağır fiziksel aktivite
  • Güçlü ışığa maruz kalmak
  • Aşırı gürültü
  • Menstruasyon dönemi
  • Yükseklik ve basınç değişiklikleri
  • Hava değişimi ve kirliliği
  • Lodos etkisi
  • Yoğun parfüm benzeri kuvvetli kokular
  • Bazı gıdalar ve ilaçlar
  • Fazla alkol tüketimi
  • Sigara içmek veya dumanında kalmak
  • Migren Hastalığında “Moderation All Things/Her Şeyi Kararında Yap” Kavramı

Eski yazıtlardan da anlaşıldığı üzere migrenin, insanlık tarihi boyunca önemli sağlık sorunlarından biri olduğunu belirtilmektedir. Günümüzde ise Dünya Sağlık Örgütü tüm hastalıklar arasında 6., nörolojik hastalıklar arasında ise 1. en sık görülen bozukluk olduğunu bildirmiştir.

Oldukça yaygın olan bu hastalıkla ilgili birçok kaynakta “Her şeyin kararında yapılması” diğer bir deyişle her şeyin aşırısından kaçınmaya özen gösterilmesi önerilmektedir. Örneğin uzun süre aç kalmaktan da, çok fazla ve karışık beslenmekten de, uykusuz kalmaktan da, çok fazla uyumaktan da kaçınmak gerekir. Çalışma ve dinlenme zamanlarının dengede olması önemlidir.

Risk Faktörleri

Migren hastalarının, kalp hastalıkları ve inme riski açısından da riskli olan fazla kilo, yüksek kolesterol, şeker ve tansiyon, egzersiz azlığı ve sigaraya karşı mutlaka sıkı önlemler almaları önerilmektedir.

Migrenin Neden Olabileceği İstenmeyen Sonuçlar

Mide ve bağırsak hastalıkları: Ağrıya karşı uzun süreli kullanılan bazı ilaçlar karın ağrısı, gastrit, ülser gibi sindirim sistemi rahatsızlıklarına neden olabilir.

Aşırı ilaç kullanımı sonucu baş ağrısı: Uzun süreyle ve yüksek dozda kullanılan ilaçların, ağrı kesici özelliklerini kaybetmesi ve kendilerinin baş ağrısına sebep olmaya başlamaları durumudur. Bundan dolayı oluşabilecek kısır döngü nedeniyle ağrının kronik hale gelmesi riskiyle karşılaşılabilir.

Serotonin sendromu:

Nadir olarak görülse de, vücudun aşırı serotonine maruz kalmasıdır. Serotonin sendromu riskine karşı ilaçlar mutlaka hekim kontrolünde kullanılmalıdır.

Kronik migren:

Migren ataklarının süreğen hale geçmesi durumudur. Gerekli önlemleri almak açısından uzman doktor desteği almak önemlidir..

İnatçı aura:

Migren vakalarında görülebilen geçici nörolojik bozukluklar olan aura, bazen beklenenden fazla uzun sürebilir. Bu durumda mutlaka beyinde doku hasarı, damar tıkanıklığı veya başka bir sorun olup olmadığı tetkik edilmelidir.

Migren Tanısı Nasıl Konulur?

Şiddetli baş ağrısından yakınan kişilerin nöroloji uzmanına başvurması gerekir. Hastalık öyküsü ve ağrının cinsi, süresi, tekrar sıklığı gibi unsurlar değerlendirilir. Fiziki muayenenin ardından, varsa doktorun gerekli gördüğü testler ve görüntülemelerin değerlendirilmesi sonucunda tanı koyulabilmektedir.

RTM Sisteminde Migren Hastalığına Yaklaşım

RTM Sisteminde Migren Hastalığının Nedeni

Bedenimiz iç ve dış etmenlere karşı sürekli bir denge içindedir. Bu denge ile yaşam gelişerek devam eder. RTM Sistemi kendine has tanı ve tedavi protokolleri içermektedir. RTM Sisteminde hastalıklar; iç ve dış olumsuz şartlara karşı yaşamın devam ettirilebilmesi için bedende oluşturulan yeni denge veya yeni ayar noktaları olarak görülmektedir.

Bedende yeni ayarların devreye girmesine neden olan Hastalık Triadı denilen kaynak modeli vardır. Bedende Kirlenme, Sistem Bozuklukları ve DNA’da kod değişikliğinin (epigenetik) olduğu bu üçlü yapı, migren hastalığında şöyle işlemektedir;

Bedende Kirlenme:

Gerek çevreden maruz kaldığımız toksinler, gerekse hücresel metabolik faaliyetlerin artışıyla normalin üzerinde toksik yük artışı olmaktadır. Bu toksik yükler, bedenin faysa hücresel düzeyden Detoks Organlarına (Karaciğer, Böbrek, Akciğer ve Deri) dolaşım sistemi marifetiyle taşınmaktadır. Detoks organlarının kapasitesini aşan durumlarda toksik yükleri beden fasyada depolamaktadır. Fasya bedenimizi tepeden tırnağa sarmaktadır. Toksik yük artışı fasya ve fasya ile doğrudan ilişkili olan akupunktur enerji merdiyenlerinde tıkanıklıklara neden olabilmektedir.

Aynı zamanda toksik yük artışı kanın viskozitesini artıracak ve artan viskozite neticesinde en uçtaki organlara gerekli besin öğeleri ve oksijen taşınması güçleşecektir. Doku açlığı karşımıza ağrı olarak çıkabilmektedir.

Sistemlerde Bozulma:

Kafa bölgesinden birçok akupunktur enerji meridyeni geçmekle beraber, mikrosistem denilen bedenin izdüşümü olan özel akupunktur sistemleri de bulunmaktadır. Herhangi bir organdaki patoloji o organa ait enerji meridyeninde tıkanmaya sebep olur. Bu tıkanıklık kafa bölgesindeki enerji meridyenlerini direkt olarak etkilemektedir.

Doğrudan toksin maruziyeti olabileceği gibi Detoks sistemlerindeki (Akciğer, Deri, Böbrek, Karaciğer) kapasite yetersizliği de bedende toksik yükün artışına neden olmaktadır.

Kişinin içinde bulunduğu çevre durumu, yaşadığı stres ya da olumsuz duyguların yoğun yaşanması da enerji kanallarını ve ilgili olduğu organı etkilemekte ve karşımıza ağrı olarak çıkabilmektedir.

Bedende kirlenme ve sistemlerdeki bozulmalar neticesinde beden yeni ayar noktaları belirleyecektir. Bu değişiklik bedende bilgi düzeyinde kodlanacak ve en nihayetinde DNA’da kod değişikliği (Epigenetik Değişiklik) meydana gelecektir. Bilgi formundaki bu değişiklik sorunun ortaya çıktığı süreçlerde alarm mahiyetindeki migren belirtileri şeklinde yansıyacaktır. Aslında bu belirtiler merkezi sinir sisteminin daha fazla toksik yük altında kalmasını engellemeye ve bedenin hücresel ve dokusal hasarını önlemeye yönelik bir tedbirdir.

Bedenin belirlemiş olduğu bu yeni ayar noktasının adı migrendir.

RTM Sisteminde Migren Hastalığının Tedavisi

RTM Sisteminde amaç sadece direkt olarak migren hastalığının semptomlarını baskılamak değil, yukarıda da bahsettiğimiz migren hastalığının kaynağını oluşturan Hastalık Triadının ortadan kaldırılmasıdır. RTM Sisteminde buna Tedavi Traidı denmektedir.

Tedavi Triadı; bedende normal denge durumuna dönüş için detoks sürecinin başlatılması, aksayan sistemlerdeki dengesizliğin giderilmesi ve DNA’daki epigenetik değişikliklerin tersine döndürülmesi süreçlerini kapsar ve bu süreç tamamen kişiye özgü planlanmaktadır.

Tedavi triadının ana omurgası RTM Fitoterapötikleridir. Fitoterapi protokolü, kişiden alınan ayrıntılı anamnez, laboratuar ve görüntüleme bulguları ile RTM kliniklerine özgü yapılan ölçümler değerlendirilerek belirlenmektedir. RTM Fitoterapi protokolü ile kaynak kısmını oluşturan hastalık traidı geri çekilerek tedavi uygulanmaktadır. Bitkilerin tohum kısımları ile bedenin bilgilendirilmesi sağlanarak yeni ayar sabitlerini belirleyen DNA’daki epigenetik değişikliklerin normale döndürülmesi hedeflenir. Bu bilginin normalleşmesi sürecine bedenin de uyum sağlaması için bitkilerin yapraksı kısımları kullanılarak, bedende detoks faaliyetlerinin hızlanması ve sistemlerin düzenlenmesi ile tedavi triadı devreye sokulur. Zaten hastalık triadını geri çektiğinizde beden kendiliğinden norm formuna geçecektir.

Hem bedeni desteklemek, hem de tedavi sürecini hızlandırmak maksadıyla RTM fitoterapötiklerine ek olarak, enerji meridyenlerdeki tıkanıklığı gidermek ve enerji meridyenlerini düzenlemek için Akupunktur, bedenin toksik yükünü hafifletmek ve oksijenlenmesini artırmak, onarım mekanizmalarını çalıştırmak için Ozon ve Hacamat gibi yöntemlerin yanı sıra, 25’ e yakın geleneksel tıp yöntemi hastanın ihtiyacına göre planlanmaktadır.

Sıkça Sorulan Sorular

Baş ağrısında hangi hallerde ileri inceleme yapmak gerekir?

Ani ve şiddetli bir ağrının baş göstermesi, sıklığı ve şiddetinin artış göstermesi, farklı bir biçimde hissedilmesi, ani kilo kaybı, ateş ve diğer bazı belirtilerle beraber oluşması, tedaviye cevap vermemesi gibi durumlarda ileri incelemeler yapılması gerekebilmektedir.

Soğuk Hava Migreni Tetikler Mi?

Çoğu migren hastası hava değişikliklerinden ve özellikle de soğuk havadan etkilendiklerini belirtmişlerdir.

Botoks ile Migren Tedavi Edilir Mi?

Bazı vakalarda botoks uygulaması, doğru noktalara ve doğru dozlarda uygulandığı takdirde olumlu sonuç verebilmektedir. Her hastada ve her tip migrende uygulanması uygun değildir.

Kafein Migrene İyi Gelir Mi?

Kafeinin kan damarlarını daraltma etkisinden dolayı, baş ağrısını azaltabileceği belirtilmiştir. Belli miktarda kafein bazı vakalarda olumlu etki gösterebilirken, bazılarında ise ağrı atağını tetikleyebilmektedir.

Hangi Besinler Migren Atağına Neden Olur?

Kişiden kişiye değişmekle birliktebirçok gıdanın ve içeceğin migren ataklarını tetiklediği düşünülmektedir. Bunların başlıcaları ise, işlenmiş gıdalar, salam, sosis gibi şarküteri ürünleri, koruyuculu gıdalar, mayalı ürünler, yağlı kızartmalar, çikolata, kakao, bazı kuru meyveler, aspartam ve diğer tatlandırıcılar, aşırı kafeinli içecekler, bazı alkollü içecekler, hazır et ve tavuk suyu tabletleri, sakatatlar, konserveler, asitli içecekler, muz, fıstık ezmesi, bazı baklagiller, tütsülenmiş veya kurutulmuş et ve balık, bazı peynir türleri olarak bildirilmiştir.

Migren Depresyona Neden Olur Mu?

Migren ile depresyonun doğrudan bağlantılı olduğu bilinmektedir. Migrenin yol açtığı yoğun ağrılı, bulantılı, halsiz bırakan ataklar, çoğu kez kişilerde depresyon ve anksiyeteye neden olabilmektedir. Atak dönemlerinde ses ve ışık gibi uyaranlara dayanamayan, aşırı hassasiyet içindeki kişiler çoğunlukla karanlık, sessiz bir ortamda yalnız kalmayı tercih edebilirler. Ayrıca, beyin kimyasında yer alan serotonin hormonu seviyesinin hem migrende hem de depresyonda etkili olduğu belirtilmiştir.

Hangi Peynir Cinsleri Migreni Tetikler?

İçerdikleri yüksek tiramin sebebiyle rokfor, gorgonzola, stilton ve benzeri küflü peynirler, çedar, parmesan, beyaz peynir, mozzarella gibi peynir çeşitlerinin migreni tetiklediği düşünülmektedir.

Migreni Olanlar Hangi Egzersizleri Yapmalı?

Yapılan araştırmalara göre, düzenli olarak fazla yorucu olmayan hafif egzersizler yapmak migren ataklarının sıklığını ve şiddetini azaltarak, koruyucu tedaviye destek olabilmektedir. Yürüyüş, yoga ve diğer rahatlatıcı egzersizler de olumlu etki yaratmaktadır.

Majezik Migrene İyi Gelir Mi?

Majezik ve türevi ilaçlar ağrıyı azaltan veya yok eden etki gösterebilirler ancak sadece baskılayıcı özellik taşırlar ve tedavi edici değillerdir.

Migren krizi ne kadar sürer?

Migren krizleri birkaç saatten birkaç haftaya kadar sürebilen, kişinin yaşamını uzun yıllar boyunca etkileyebilen yapıdadır. Ağrı ataklarının arasındaki dönemlerde baş ağrısı şikâyetinin yaşanmadığı klinik bir sendromdur.

Uçak yolculuklarına has bir migren türü var mı?

Uçak yolculukları, migreni ciddi olarak tetikleyebilir ama her ağrı migren krizi olmayabilir. Bazı kişilerde uçak yolculuğunda, özellikle de iniş ve kalkış anlarında sırasında alın veya gözün arkasında şiddetli bir ağrı oluşabilmektedir. Bu ağrıların migren krizinden ayırt edilmeleri güç olabilir.

Esasen uçaktaki baş ağrıları, başın içinde bulunan sinüs boşlukları ile dış ortamdaki basıncın arasında ani farkların meydana gelmesiyle ve bu durumun sinüs boşluklarını kaplayan hassas mukozayı etkilemesiyle oluşmaktadır. Bu tablo geçici bir durumdur ve endişelenmeye gerek yoktur.

Seyahat bir migren tetikleyicisi midir?

Her türlü hava ve iklim değişikliği, heyecan ve yorgunluk migreni tetikleyebilir. Yolculuk nedeniyle yaşanabilen uyku ve beslenme düzeni değişiklikleri, aşırı efor, birden aşırı sıcak veya aşırı soğuğa maruz kalmak, migren için zemin hazırlayabilmektedir. Uzun sürecek olan yolculuklarda sık sık mola vermeye ve bol sıvı almaya özen göstermek, uygun bir baş-boyun pozisyonu sağlamak önemlidir.

Yaz tatillerinde sık görülen migren tetikleyicileri nelerdir?

Yaz tatillerinde özellikle susuz kalma, uyku düzensizliği, aşırı efor, aşırı sıcak ve nemli hava, direkt alınan veya denizden, havuzdan yansıyan parlak güneş ışığı, dengesiz beslenme, sinek kovucu kimyasallar gibi etkenler migreni tetikleyebilmektedir.

Yağmurlu havalar özellikle yıldırım düşmeleri ile migren krizleri arası bir ilişki var mıdır?

Yağmurlu havalarda oluşan aşırı nem, gök gürültüsü, yıldırım düşmesi gibi faktörlerin migren krizlerini tetikleyebildiği bildirilmiştir. Yıldırım düşmesi etkisinin, muhtemelen havada oluşan aşırı elektrik yükünün, beyin basıncı ile ilgili dengeleri bozmasından kaynaklandığı düşünülmektedir.