RTM Life Logo

Dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 2’sinde görülen Sedef hastalığının toplumumuzda görülme sıklığı yüzde 1 ila 3 arasındadır. Farklı türleri olan hastalığın en belirgin özelliği ciltte oluşan lezyonlardır. Uzun süreli ve özenli bir tedaviyle hastalığı kontrol altına almak mümkündür.

RTM sisteminde Sedef hastalığına yaklaşım modern ve diğer tıp ekollerinden oldukça farklıdır. RTM sisteminde hedef direkt olarak sedef lezyonlarını baskılayarak semptomları ortadan kaldırmak değildir. Bireye özgü Sedefe sebep olan nedenleri ortaya koyup, hastalığın kaynak kısmını tespit ederek tedavi etmektir. Tedavide Sedefe neden olan altyapının düzeltilerek sistemin normal işlemesinin sağlanması hedeflenmektedir.

Kısaca Sedef hastalığına bakalım…

Sedef Hastalığı Nedir?

Tıptaki adı Psoriasis olan Sedef hastalığı, cilt hücrelerinin normalden çok daha hızlı çoğalmasıyla, ciltte beyaz pullarla kaplı engebeli kırmızı lekeler oluşmasına sebep olan bir cilt bozukluğudur. Genellikle kafa derisi, dirsekler, dizler ve sırtta görülen pullu lekeler, herhangi bir cilt bölgesinde de büyüyebilirler. Sedef hastalığı kişiden kişiye geçmez, bulaşıcı değildir. Genellikle erken yetişkinlik döneminde görülür.

Vakaların çoğunda sadece cildin bazı bölgeleri etkilenirken, daha ağır durumlarda, hastalık vücudun büyük bir bölümünü kaplayabilir. Zaman içerisinde iyileşebilen kırmızı lekeler, kişinin yaşamının herhangi bir döneminde tekrar ortaya çıkabilir.

Sedef Hastalığının Nedenleri Nelerdir?

Sedef kaynağı tam olarak bilinmeyen bir kronik hastalıktır. Bilindiği üzere Sedef hastalığı herhangi bir virüs ya da bakteriden kaynaklanmadığı için bulaşıcı değildir. Genetik yatkınlığın hastalığın ortaya çıkmasında etkisi bulunmaktadır. Ebeveynde aynı hastalık görülmese de önceki nesilde varsa hastalığa yakalanma ihtimali yükselir. Diğer yandan aşırı stres, üzüntü depresyon gibi psikolojik durumların hastalığın ortaya çıkmasını tetiklediği görülmüştür. Bağışıklık sistemindeki zayıflama, tütün ve aşırı alkol kullanılması, fazla kilolu olmak da hastalığı tetikleyen unsurlar arasında bulunmaktadır. Ayrıca, iyodit, beta bloker, antimalaryal ve yüksek tansiyon ilaçlarının yan etkisi olarak da sedef hastalığı ortaya çıkabilmektedir.

Sedef Hastalığı Belirtileri Nelerdir?

Sedef hastalığının farklı türleri bulunmaktadır ve türüne göre belirtileri de değişiklik gösterir. En yaygın olarak görülen sedef hastalığı türü, plak tipi sedef hastalığıdır ve en tipik belirtisi kırmızı lekeler halinde, gümüşsü renkteki pullarla kaplı plaklardır.

Bu plaklar kimi zaman çatlayabilir ve kanayabilirler, kaşıntı ve ağrıya sebep olabilirler. Ağır vakalarda büyüyerek cildin geniş alanlarını kaplayabilir ve birleşebilirler. El ve ayak tırnaklarında çukurlaşma, renk değişikliği gibi bozukluklar oluşabilir. Ayrıca tırnakların parçalanması ya da tırnak yatağından ayrılması da söz konusu olabilir. Baş derisinde de pullanma veya kabuklanma yaşanabilir.

Genellikle yetişkinlerde görülen Püstüler Sedef hastalığında, avuç içleri ve ayak tabanlarında, içi beyaz ya da sarı sıvı ile dolu küçük püstüller, baloncuklarla, pullu ve kızarık bir görünüm mevcuttur.

Ağır hastalıklara ve ciddi sorunlara yol açabilen Eritrodermik sedef hastalığında ise cilt yanma kızarıklığına sahiptir ve pullar tabakalar halinde dökülebilmektedir. Eritrodermik sedef hastalığının tetikleyicileri, enfeksiyon, şiddetli güneş yanığı ve bazı ilaçların kullanılması olabilir.

Sedef hastalığının yanı sıra bazı kişilerde Psoriatik Artrit adı verilen sedef romatizması da görülebilmektedir. Bu durum eklemlerde ağrı ve şişmeye yol açmaktadır.

Sedef hastalığının teşhisi özellikle aktif olduğu dönemde fiziksel muayene ile kolaylıkla gerçekleştirilebilir. Muayene sırasında öncelikle saç derisi, kulak, dirsek, diz, tırnak ve göbek deliği olmak üzere tüm vücut kontrol edilir. Gereğinde cilt enfeksiyonu olup olmadığı kontrol etmek için biyopsi ile alınan bir deri parçası örneği laboratuvarda incelenebilir. Bunların dışında Sedef hastalığına özel olarak uygulanacak başka bir test mevcut değildir.

Farklı şekilde gelişen ancak benzerliği sebebiyle sedef hastalığı ile karıştırılabilen bir grup nadir cilt sorununa ise tıp dilinde Parapsoriasis denilmektedir. Kanser oluşumuna kadar varabilen ciddi sorunlara yol açabileceği için Parapsoriasis’in teşhis ve tedavi edilmesi büyük önem taşımaktadır. Sedef hastalığından ayırt edilebilmesi açısından biyopsi uygulaması gerekebilir.

Sedef Hastalığının Seyri Nasıl Olur?

Hayat boyu alevlenme ve iyileşme dönemleri ile yaşanan Sedef hastalığında, bu dönemlerin süresi kişiden kişiye farklılık gösterir. Hatta aynı hastada dahi hastalığın belirtileri ve seyri zaman içinde değişkenlik gösterebilmektedir. İyilik dönemleri bazen aylarca bazen de yıllarca sürebilmektedir.

Sedef Hastalığı Çeşitleri Nelerdir?

Plak Tipi Psoriasis (Psoriasis Vulgaris)

Sedefin en sık rastlanan tipi olan Plak Tipi Psoriasis’te çoğunlukla saçlı deri, dirsek, diz ve kalça bölgesinde tutulum olmaktadır. Gümüş rengi kepeklerle kaplı yuvarlak veya oval kabarık ve kızarık, plaklar şeklinde ortaya çıkar. Bu türün bir alt tipinde ise avuçlar ve ayak tabanında çatlaklar, kızarıklık ve kuruluk oluşmaktadır.

Guttat Psoriasis

Çoğunlukla boğaz enfeksiyonlarının ardından ortaya çıkar ve en sık olarak çocuklar ve ergenlerde görülür. Bir santiminden küçük kızarık ve kepekli döküntüler ile kendini gösterir.

Eritrodermik Psoriasis

Eritrodermik Psoriasis sedef hastalığının ağır bir formudur ve hastaneye yatarak tedavi edilmesi önerilir. Bu vakalarda vücudun yüzde 80’i veya daha fazlası kepekli ve kızarık ve bir görünüm almaktadır.

Püstüler Psoriasis

Tüm vücutta yaygın olarak görülen, içinde irin olan sivilceler, baloncuklar biçiminde meydana gelir. Sadece el içleri ve ayak tabanlarını tutabilen lokal bir formu da mevcuttur.

Eklemlerin Sedef Hastalığı

En çok el ve ayaklardaki parmak eklemlerini etkileyen bu türdeki sedef, sadece eklemlerde görülebileceği gibi, derideki tutuluma ilave olarak da ortaya çıkabilir. Özellikle tırnak tutulumu olan vakalarda daha sık rastlanır. Erken dönemde teşhis ve tedavi edilmesi sayesinde eklemlerde kalıcı hasar yaratmasına engel olunabilmektedir. Bu nedenle sedef hastalarının tırnaklarındaki değişimler mutlaka dikkatli takip edilmelidir.

Psoriasiste Tırnak Değişiklikleri

Sedef hastalığında tırnak yüzeyinde ufak çukurcuklar, kalınlaşma, tırnağın yatağından ayrılması, tırnak altında sarı renkli leke gibi değişik belirtiler görülebilmektedir. Bazen de tırnağın doğal yapısı tamamen bozulabilir. Çoğunlukla tırnak tutulumu deri lezyonlarıyla birlikte görülse de, bazen tek başına da ortaya çıkabilir ve eklem tutulumunun habercisi olabileceğinden dikkatli takip edilmelidir.

Sedef Hastalığı Tanısı Nasıl Konulur?

Genellikle Sedef hastalığın tanısı için deri lezyonlarının görünümü yeterli olur. Ailede sedef hastalığı öyküsü bulunması teşhisi destekler. Şüpheli durumlarda deri biyopsisi yapılması istenebilir. Bazen obezite, yüksek tansiyon ve hiperlipidemi gibi durumlar da tabloya eşlik edebilmektedir.

Rtm Sisteminde Sedef Hastalığına Yaklaşım

Bedenimiz iç ve dış etmenlere karşı sürekli bir denge içindedir. Bu denge ile yaşam gelişerek devam eder. RTM Sistemi kendine has tanı ve tedavi protokolleri içermektedir. RTM Sisteminde hastalıklar; iç ve dış olumsuz şartlara karşı yaşamın devam ettirilebilmesi için bedende oluşturulan yeni denge veya yeni ayar noktaları olarak görülmektedir.

Bedende yeni ayarların devreye girmesine neden olan Hastalık Triadı denilen kaynak modeli vardır. Bedende Kirlenme, Sistem bozuklukları ve DNA’da kod değişikliğinin (Epigenetik) olduğu bu üçlü yapı Sedefte şöyle işlemektedir;

Bedende Kirlenme:

Çevreden maruz kaldığımız toksinler, ya da hücresel düzeyde devam eden metabolik faaliyetlerin artması sonucunda bedende toksik yük artışı olmaktadır. Bu toksik yüklerin bedenden atılması Detoks Organları (Karaciğer, Böbrek, Akciğer ve Deri) marifetiyle gerçekleşmektedir. Cilt de toksinlerin uzaklaştırılmasında görev alan detoks organlarından biridir.

Sistemlerde Bozulma:

Diğer detoks sistemlerindeki (karaciğer, akciğer, böbrek) bozulmalar da deriye binen detoks yükünün artışında neden olmaktadır. . Bedenimiz sürekli yenilenme ve değişim halindedir. Beden yenilenme periyotları ile detoks süreçlerine katkıda bulunur. Yani yenilenme demek detoks demektir.

Cildin yenilenme dönemleri de 28 günlük periyotlardır. Her 28 günde cilt yenilenirken detoks organları olan böbrek, karaciğer ve akciğer ile birlikte koordineli bir şekilde çalışarak atması gerekenleri de dışarı atar. Cilt bu görevi yerine getirebilmek için de ek performans devreye koyar. İlk başta basit bir döküntü ile karşılık verir. Bunun için yenilenmenin hızı arttırılır. 28 günden 23 güne çekilir. Bu bir refleks cevaptır.

Fakat toksisiteler ve yükler devam ederse cilt bu işi kalıcı görev haline getirir ve ciltte yeni ayarlar ortaya konur. O zaman cilt en ufak reaksiyonda dahi aynı cevabı verir. Sonuç devamlı aktif ve kızarık cilttir. Bazen de toksik yük basit kızarıklıklar ile çözülemeyebilir. O zaman da geniş yaralar devreye girer ve daha fazla toksini uzaklaştırmak için cilt daha hızlı yenilenme süreci ortaya koyar. Bu durumda cilt yenilenme hızlı olduğu için kendini tamamlayamaz ve ciltteki görüntü farklılaşır.

Bedenin kirlenmesi ve detoks sistemlerindeki bozulmalar neticesinde beden derinin detoks süreçlerini yeniden kurgulayacaktır. Bu değişiklik bedende bilgi değişikliği düzeyinde olacak ve en nihayetinde DNA’da kod değişikliği (Epigenetik Değişiklik) meydana gelecektir. Bilgi formundaki bu değişiklik neticesinde derinin yenilenme hızı artacak ve daha kısa süreli hale gelecektir. Hızlı yenilenen deri dökülmeye başlayacaktır. Bu durum klinikte karşımıza Sedef olarak çıkacaktır.

RTM Sisteminde Sedef Tedavisi

RTM Sisteminde amaç direkt olarak derideki lezyon olan bölge hedef alınarak baskılayıcı bir tedavi değildir. Yukarıda bahsettiğimiz Sedefin kaynağını oluşturan Hastalık Triadının ortadan kaldırılması hedeflenmektedir. RTM Sisteminde buna Tedavi Triadı denmektedir.

Tedavi Triadı; bedende normal denge durumuna dönüş için detoks sürecinin başlatılması, aksayan sistemlerdeki dengesizliğin giderilmesi ve DNA’daki epigenetik değişikliklerin tersine döndürülmesi süreçlerini kapsar. Bu süreç tamamen kişiye özgü planlanmaktadır.

Tedavi triadının ana omurgası RTM Fitoterapötikleridir. Fitoterapi protokolü kişinin ayrıntılı alınan anamnez, laboratuvar ve görüntüleme bulguları ve RTM kliniklerine özgü yapılan ölçümler değerlendirilerek belirlenmektedir. RTM Fitoterapi protokolü ile kaynak kısmını oluşturan hastalık triadı geri çekilerek tedavi edilmektedir.

Bitkilerin tohum kısımları ile bedenin bilgilendirilmesi sağlanarak yeni ayar sabitlerini belirleyen DNA’daki epigenetik değişikliklerin normale döndürülmesi hedeflenirken, bu bilginin normalleşmesi sürecine bedenin de uyum sağlaması, bedende detoks faaliyetlerinin sağlanması, sistemlerin düzenlenmesi maksadıyla bitkilerin yapraksı kısımları kullanılarak tedavi triadı planlanmaktadır. Zaten hastalık triadını geri çektiğinizde beden kendiliğinden norm formuna geçecektir.

Hem bedeni desteklemek hem de tedavi sürecini hızlandırmak maksadıyla RTM fitoterapötiklerine ek olarak Ozon, Hacamat, Akupunktur, Manyetik alan tedavisi gibi 25’e yakın geleneksel tıp yöntemi hastanın ihtiyacına göre planlanmaktadır.

Sıkça Sorulan Sorular

Sedef hastalarının dikkat etmesi gereken hususlar nelerdir?

  • Sedef hastaları alkol ve sigaradan uzak durmalı, kilolarına dikkat etmelidirler.
  • Tansiyon, kolesterol, lipit, şeker gibi kan değerlerin düzenli takip edilmesi ve kalp sağlığıyla ilgili kontrollerinin aksatılmaması gerekir.
  • Bazı ilaçlar hastalığı tetikleyebileceği için doktor kontrolü olmaksızın herhangi bir ilaç kullanılmamalıdır.
  • Grip enfeksiyonu da sedefi tetikleyen unsurlar arasında yer aldığından dolayı sedef hastalarının grip aşısı yaptırmaları önerilir.
  • Spor yapmak, sağlıklı beslenmek ve ideal vücut ağırlığını korumak önemlidir.
  • Eklemlerde ağrı hissettiklerinde mutlaka doktora başvurmalıdırlar.
  • Stresle başa çıkma yöntemleri geliştirmelidirler.

Sedef bulaşıcı mıdır?

Sedef asla bulaşıcı yapıda olmayan kronik ve tekrarlayıcı bir cilt hastalığıdır.

Sedef daha çok kimlerde görülür?

Genetik yatkınlığı olan kişilerde daha sık görülen bir hastalıktır. Ayrıca hastalığın ortaya çıkması veya belirtilerin çoğalmasında bazı ilaçların kullanımı ve duygusal dalgalanmaların da etkisi olduğu bilinmektedir.

Sedef, hastaların yaşamlarını nasıl etkiliyor?

Kronik ve tekrarlayıcı yapıda bir hastalık olan sedef hastalığının belirtileri görünür şekilde deri lezyonlarına ve yaralara neden olduğu için kişilerin sosyal ve iş yaşamlarını, duygusal ve cinsel hayatlarını olumsuz yönde etkileyebilmektedir. Sedef hastaları özellikle atak dönemlerinde çoğunlukla içe dönük ve depresif bir ruh halinde olabilirler. Kronik bir hastalık olduğundan uzun süreli ve zorlu bir tedavi süreci gerektirir ve bu süreçte hasta yakınlarının da işbirliği içinde olması önemlidir. Stres ve üzüntü hastalığın önemli tetikleyicileridir ve bu nedenle hastaya fiziksel tedavinin yanı sıra psikolojik olarak da destek olunması fayda sağlar.

Sedef ağrılı bir hastalık mıdır?

Normal şartlarda derideki döküntüler ağrıya neden olmaz. Ancak Eritrodermik sedef hastalığında tüm vücudun etkilenmesi ve sürekli kepek şeklinde dökülmesi ağrılı bir durumdur ve protein kaybına neden olur.

Sedefin Püstüler psoriasis formu da oldukça ağır bir tablo oluşturabilir. Bu türün belirtisi olan irinli yaraların tüm vücudu kaplaması ağrılara neden olabilir.

Sedefin iç organlar ile bir ilişkisi var mıdır?

Esasen Sedef iç organlarla ilişkisi olmayan kronik bir deri hastalığıdır. Hastalığın iç organlardan kaynaklanan bir yanı bulunmasa da, bazı hastalıklarla beraber görülme eğilimi vardır. Sedef hastalarında, obezite, diyabet, kalp hastalığı, yüksek tansiyon, kolesterol ve lipit yükseklikleri sedef olmayan kişilere oranla daha sık görülmektedir. Dolayısıyla sedef hastalarının bu tür rahatsızlıklar açısından da tetkik edilmeleri önem kazanmaktadır.

Sedef hastalığında biyolojik ajan tedavisinin yeri var mıdır?

Tedavilere istenilen yanıtı vermeyen veya daha şiddetli vakalarda biyolojik ajan tedavilerine geçilebilmektedir. Günümüzde yeni tedavi ajanları sayesinde çok şiddetli tablolarda dahi yüksek başarı oranı sağlanabildiği belirtilmiştir. Biyolojik ajan tedavileri bağışıklık sistemi ile ilişkili olmaktadır.

Sedef Hastalığı Vücudun Nerelerinde Görülür?

Sedef hastalığının belirtileri vücudun her yerinde ortaya çıkabilir. Ancak çoğunlukla diz, dirsek, saçlı deride, ayrıca el, ayak, tırnak ve eklemlerde görülebilir.

Sedef Hastalığı Kalıtımsal mıdır, Çocuğa Geçer mi?

Sedef hastalarının ortalama %35’inde aile öyküsü bulunmaktadır. Genetik yatkınlığı olan kişilerde diğer faktörlerin de tetiklemesiyle hastalık daha sık ortaya çıkabilmektedir.

Sedef Hastalığını Tetikleyici Faktörler Nelerdir?

Fiziksel travmalar:

Cildi kaşımak, aşındırıcı ve kurutan maddeler sürmek, keselemek gibi tahriş unsurları hastalığı tetikleyebilir.

Stres ve üzüntü:

Sedefin ortaya çıkmasında da belirtilerin şiddetinin artmasında da etkilidir.

Enfeksiyonlar:

Özellikle üst solunum yolu enfeksiyonlarının hastalığı tetikleyici etkisi olabilir.

Aşırı alkol ve sigara tüketimi:

Hastalığın ortaya çıkmasını kolaylaştırır ve şiddetini arttırır.

İlaçlar:

Kullanılan bazı ilaçların Sedef belirtilerini tetiklediği bilinmektedir.

Sedef Hastalığında Hamilelik ve Emzirme Dönemlerinde Nelere Dikkat Edilmelidir?

Hamilelik süresince hastalığın seyri kişiden kişiye değişmekle birlikte, çoğu vakada gebeliğin sağladığı vücuttaki hormonal ve immünolojik değişiklikler sebebiyle iyileşme eğilimi gözlemlenmiştir. Bununla birlikte gebelik sona erdiğimde hastalık belirtilerinde alevlenme görülebilir. Hamilelik süresince ve emzirme döneminde hangi ilaçların kullanılabileceği mutlaka bir hekime danışılmalıdır.

Sedef Hastalığı ile İlişkilendirilen Başka Hastalıklar Var mıdır?

Esasen deriyi ve eklemleri tutan bir hastalık olan sedef hastalığının, obezite, şeker hastalığı, hipertansiyon, yüksek kolesterol, kalp-damar hastalıkları ile birlikte görülme oranının genele orana çok daha fazla olduğu belirtilmiştir. Özellikle şiddetli vakalarda çağımızda önemli bir problem olan metabolik sendrom gelişme riski de söz konusudur. Bunun yanı sıra kişilerin yaşam kalitesini olumsuz yönde etkilediğinden hastaların yaşayabileceği ruhsal sorunların desteklenmesi de büyük önem taşımaktadır.

Mevsimle Sedef Hastalığının Şiddeti Arasında Bir İlişki Var mıdır?

Cildi kurutacak olan hava şartları hastalığa iyi gelmeyebilir. İlkbaharda ve yazın bolca güneş ışığından faydalanmak Sedef lezyonlarının üzerinde olumlu etki yaratır. Ancak güneş yanıkları ciddi zarar vereceğinden, ne kadar süre ile ve hangi zamanlarda güneşlenmek gerektiği konusunda doktora danışılmalıdır.

Stres sedef hastalığını artırır mı?

Üzüntü, stres gibi duygusal dalgalanmaların sedefin ortaya çıkmasında da belirtilerin şiddetlenmesinde de etkili olduğu bilinmektedir.

Sedef hastalığı tedavi edilmezse ne olur?

Uzun süre tedavi edilmeyen ve ihmal edilen vakalarda hastalığın şiddeti giderek artar ve derinin dışında eklemler, damarlar ve diğer organlarda da etkili olabilecek tablolar oluşabilir.

Sedef hastalığı yayılır mı?

Sedef hastalığı bulaşıcı olmamakla beraber, türüne göre hastanın kendi vücudunda yayılma eğilimi gösterebilmektedir.

Sedef hastalığı öldürür mü?

Hastalığın birçok türü bulunmaktadır ve bunlardan ikisi ağır seyredebilen Eritrodermik ve Püstüler sedeftir. Zamanında ve doğru tedavi edilmediği takdirde bu iki tür Sedef, hayati tehlike yaratabilmektedir. Diğer yandan, uygun tedavi ile belirtiler kontrol altına alınabilir ve uzun süreli iyilik halleri sağlamak mümkündür.

Sedef hastalığı kanser yapar mı?

Sedef hastalığı cilt kanseri riskini arttırmamaktadır. Bununla beraber hatalı tedavi yöntemleri ve kontrolsüz kullanılan bazı ilaçlar kanser riskine zemin hazırlayabileceği için, tedavinin mutlaka bir uzman hekim tarafından gerçekleştirilmesi gereklidir.

Sedef hastalığı hangi vitamin eksikliğinden olur?

Hastalığın tetikleyicileri arasında D vitamini eksikliği olduğu belirtilmiştir. Sedef hastalığının tedavisinde D vitamini, Kalsiyum ve A vitamininden faydalanılabilmektedir.

Sedef hastaları nelerden uzak durmalı?

Sedef hastalarının alkol ve sigaradan uzak durması, stresten kaçınması veya yönetebilmesi, sağlıklı beslenmesi, yorgunluktan kaçınıp düzenli uyuması, düzenli egzersiz yapması, denetimsiz ve fazladan ilaç kullanımından uzak durması gerekir.

Guttat Sedef hastalığı nedir?

Tıptaki adıyla Guttat psoriasis, yani Guttat Sedef hastalığı genellikle çocuklarda ve ergenlerde görülür. Çoğunlukla boğaz enfeksiyonu geçirildikten sonra başlayan, ciltteki bir santimin altında kepekli ve kızarık döküntülerle karakterizedir.

Sedef romatizması nedir? Belirtileri Nelerdir?

Sedef romatizması (Psoriyatik artrit), genellikle sedefli hastalarda görülen, el, ayak, dirsek, diz, omuz gibi eklem bölgelerini tutabilen kronik ve iltihaplı bir romatizma türüdür.

Sedef romatizması vakalarının yaklaşık %70’inde önce cilt lezyonları görülmüştür. %15’inde ciltteki belirtilerle romatizma aynı zamanda yaşanmış, %15’inde ise önce romatizma, sonra cilt lezyonları ortaya çıkmıştır.

Egzama ile sedef hastalığı arasındaki fark nedir?

Egzamada cilt kuru ve kızarık görünür bazen çatlama veya sulanma da olur. Ancak sedefte kabuklanma daha fazladır ve deri kalınlaşır. Gümüşümsü beyaz ve kalın pullanmalar da sedef hastalığına özgü belirtilerdir.

Sedef hastalığına hangi yiyecekler iyi gelir?

Sedef hastalığında sağlıklı ve dengeli beslenmenin ve kilo kontrolünün önemi büyüktür. Meyve ve sebze ağırlıklı, bolca balık ve sınırlı miktarda yağsız et içeren, katkı maddesi içeren hazır gıdalardan uzak bir beslenme tercih edilmelidir.

Sedef hastalığı saç döker mi?

Sedef hastalığı kelliğe sebep olmaz, ancak saçlı bölgedeki belirtiler şiddetliyse dökülmeleri arttırabilir.

Sedef hastası hamile kalabilir mi?

Sedef hastalığı hamile kalmak için engel değildir. Ancak gebelik ve emzirme sürecinde uygulanacak olan tedavinin uygun şekilde değişmesi gerektiği için, mümkünse hamilelik öncesi, değilse gebelik belli olduğunda bir doktora danışılması önemlidir.

Sedef hastalığı cinsel yolla bulaşır mı?

Sedef hastalığı cinsel yollar da dâhil olmak üzere bulaşabilen bir hastalık türü değildir.

Sedef hastalığı psikolojik mi?

Duygusal çalkantılar, stres, depresyon gibi psikolojik faktörler Sedef hastalığının oluşumunda ve alevlenmesinde etkilidir.